SON YAZILAR

Kulun Falsosu, Falsoya Kulluk -3


-Aşağılık kompleksiniz mi var?
-Alzheimer rahatsızlığı ne zaman baş gösterdi?
-Afedersiniz, tam olarak utandığınız şeyi söyleyebilir misiniz? Ondan da utanıyorsunuz. HA, tamam.

İstediğim sorudan başlıyorum hocam. Zaten sorular da benim cevaplar da, kime ne? 

Bugün yazmak eyleminin başına biraz öfkeli oturdum. Sizinle paylaşacağım tüm cümleler, benim için birer terapi olacak belki de. 

Bir insanın ya da topyekûn insanlığın geçmişinden utanmasının tek gerekçesi, geçmişte utanç verici işler yapmış olmasındandır diye düşünürüz hepimiz. Hatta ve hatta çocuk ve kadına yönelik tacizlerin, insanların birbirlerine karşı uyguladıkları şiddetin faillerinin çocukluk devirlerinde kötü bir hayat yaşadıkları filan çıkar ortaya. Hasılı, bir katilin dahi yapıp ettiklerinde bir geçmiş zaman utancı arar buluruz.

Peki nereye varacak tüm bu okuduklarınız? Yukarıda yazmış olduğum üç sorunun cevabına varacak elbette. İlk soru bireyden topluma insanımızın belki de çoğunluğunun ortak derdi. O meşhur lafları hatırlayın; türk malı, bir türk ancak bunu yapar,  ne bekliyorsun ki zaten başka, bizim millet aptal aptal... Ve daha niceleri. Beni bu noktada şaşkınlığa düşüren kocaman bir çelişki var: Asırlar boyunca kurulmuş onca devleti yâd etmek şöyle dursun, yok sayıp yalnız ve sadece Türkiye Cumhuriyeti ile barışık duran ve her fırsatta bunu dile getiren memleket sevdalıları, öte yandan niçin bu küllerinden doğmuş devletin evlatları olduktan sonra böyle bir aşağılık kompleksine girdiler? Yoksa kendi milletini ve farkında olmaksızın kendi kendini aşağılayan insanlar yalnızca Osmanlı Devleti'nin masada kaybettiği antlaşmalardan ibaret bir tarih mi bellediler öğrenci sıralarında otururlarken?

Kafamdaki bu deli, zırdeli sorularla bütün gün sözcükler cımbızladım insan muhabbetlerinden, attım heybeme. Heybeme 'kompleksin yazgısı' adını veriyorum. İşte bir önceki paragraf bu heybenin artığı.

Peki ya unutkanlık ve ya ne idüğü belirsiz utanma durumları? Bu bir hastalık orası doğru. Doğru teşhis evet eminim, hastayız kendimize bulaştıra bulaştıra. Öksürdükçe kendi tarihimizin karalanmış sayfalarını kusuyoruz kan yerine. 

Ne oluyor yahu? Bu utanç, kendi milletimize attığımız bunca iftira niçin? Herkesin birbirini ve tanımadığı yüzlerce insanı aşağılayıp durduğu bir ülkede, eğitimli ve eğitimci olmaya ne gerek var öyleyse? 

Bizatihi gözlerimle ve kulaklarımla şahitlik ettiğim şeydir bu: öğrenciden öğretmene, dolmuş şoföründen market çalışanına... Herkesin dilinde aynı kelimeler. Kendinden ve devletinden beklentisi kalmamış, yapıp ettiği onca güzel işi, atalarının ortaya koyduğu onca destanı unutmuş, aptallaşmakla, çok uyumakla, sersemlikle övünen onca genç. Gayesiz ve utanç dolu.

Önce bize bunu bir söyleyin. Neden, niçin ve neye yarayacak şekilde utanıyorsunuz? Neye dayanarak kendi milletinizi, devlet başkanına varıncaya kadar aşağılıyorsunuz? Kimi ve neyi örnek almamızı yeğlerdiniz? Ve siz, tüm bu aptalca yaşantının içerisinde kim olarak ve dahi neye yarayarak yaşıyorsunuz bu hayatı? 

Siz peki, sizin bu dünyaya bir faydanız var mı?

Hiç yorum yok

Görüşleriniz mürekkebimizdir!