Culture

KULUN FALSOSU, FALSOYA KULLUK (2)



Bugün kulluktan bahsetmek, kılıktan kıyafetten bahsetmekten çok daha yakışıksız duruyor hayatımızda. Falsolu kulların kendilerini Allah’ın kulluğuna layık göremediği bir mutevazilikle; aman sakın ha kulluktan bahsedip incitmeyelim dini diyaneti, dediğimiz yok tabi. Bizim kulluktan bahsetmeme sebebimiz, kulluğun ne olduğunu unutmaya başlamamızdan kaynaklanıyor ve bu kaynak maalesef fışkırmıyor gözünden. Kurudukça kuruyor. Ruhlarımız kulluk testisinden içmediğinden kelli, çatlıyor dudak dudak. Testinin çamurdan var edildiğini unutalı çok olmuş gibi.. Toprak testiyle değil de plastik sürahiyle boy ölçüşür olmuşuz.
Falsoya kulluk ediyoruz farkında olmaksızın. Dönüşler, çarklar ve insana uymayan -insanlığa sığmayan- davranışlar gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Bizler tüm bu falsoları sahiplerinin hoşuna gidecek şekilde karşılıyoruz. Paylaşıyor ve hatta çoğu zaman yanlış kaleye sallıyoruz.
Böylesine soyut anlatıma ne hacet? Böyle düşündüğünü duyar gibiyim. Belki de benim de kulluk ettiğim falsolar, sessiz kaldığım çarklar bulunuyor. Belki ben de korkuyorum kendimin özgün oluşundan.
Yine de yazmaya devam edeceğim. Çünkü falsolar artık 3. bir şahıs değil, kendimiz tarafından bize sallanmaya başlandı. Ve insan kendi saldırısına karşı bir refleks geliştiremeyecek kadar zayıfladı bugün. Zayıflatıldı diyerek işin içinden çıkan falsolu kullar var. İşin içinden çıkmak bir çözüm değil. Çözüm bu işi içimizden çıkarmakta.
Çark etmeyi, ortamın havasıyla demlenmeyi, ruhumuzun mefhumlarını deli saçması addetmekle övünmeyi, başkalarını günah keçisi kılarak avunmayı ve başkasını suçlayıp kendimizi savunmayı bırakacağız bir kenara. Yalnızca ve bir tek kendimize dürüst olacağız. Böylesi kimseyi kandıramamayı sağlamaya yetiyor zaten.
Dürüst kalamadık madem, yine bir falsoyla kendi kendimize döndüreceğiz kendimizi. Ve ona dürüst ol, diyeceğiz. Sadece dürüst ol.

Hiç yorum yok

Leave a Reply

Görüşleriniz mürekkebimizdir!