Culture

TALEBE-İ MUALLİM YAZILAR 3 / Mesafeli Eğitim

        

Dokunmadan dokunmaya çalışmak öyle zor ki... İnsan gözlerinin bebeğine değil de kameranın merceğine bakarak ne kadar görebilir gerçeği ve neyi gösterebilir inç'ler aracılığıyla?

    Vicahifeyz ruhuna uymayan bir süreçten geçmekteyim sevgili dost. Yüz yüze, göz göze ve söz söze olamayan dersler vermekteyim. Öte yandan diz dize zaten olamayışı şu uzaktan uzaktan eğitim sürecinden evvel de aynı vaziyetteydi o ayrı. Öyle ya dizlerin birbirine bakması ve değmesi eğitimin kalitesini nasıl etkiliyor, Tapduk Emre Dergâhı'nda cümlemiz gördük. 
    Uzaktan uzaktan eğitim süreci ne yorucu, ne ruha dokunmayan ve ne anti-vicahifeyz öyle, anlatayım da biraz dinle Allah'ını seversen... Lafa girmeden şu mesajı da vermeden edemeyeceğim; seninle yazınsal mesafede virüs mirüs umursamadan konuşmak ne hoşmuş be. Hoşgeldin, safa geldin yazıhaneme. İnşallah çok yakında hanemize de gelen; feyzini ve vicâhını perdelemeyen maskesiz insanlar olur.. Amin, diyelim ve gelelim uzaktan uzaktan eğitim mevzuuna. 

    Niçin yorucu? Eh nasıl yorucu olmasın azizim! Dokunmadan dokunmaya çalışmak öyle zor ki... İnsan gözlerinin bebeğine değil de kameranın merceğine bakarak ne kadar görebilir gerçeği ve neyi gösterebilir inç'ler aracılığıyla? Biliyorum biliyorum. Fazlasıyla abartılı sözler bunlar. Ama malumunuz ben ruhsal mevzulara en somut konuları anlatırken dahi değinemeyen bir muallime olmaya çalışan biriyim. Burada kendimi övmemek adına çalışan kelimesini kullandım. Bu açıklamayı yaparak ise kendimi övdüm. Neyse neyse efendim, konumuza dönelim. Bu arada kahvenizden bir yudum almamışsınız. Bitti kahvem üstad sen devam et anlatmaya. Aman pardon yakınmaya. Sanki kime ve neye yakınabileceksen? Seni gören de virüsü, bakan bey icat etti zannedecek. Kahveni bitirecek kadar çok konuştum onu mu diyorsun? Bu aralar fazla alıngansınız Merve hocam. Ay efendim estafurullah ne hocası. Nihayetinde evinde ekran karşısında oturup maaşı takır takır... Dur dur girme o mevzulara. Öğretmenin iç acılarının toplamından daha değerli değil kazancınız. 

    Kazanç demişken  dostum, sürecin bana kazandırdığı ya da itiraf etmek gerekirse bende eksikliğini fark ettirdiği şu oldu; Y kuşağı olmakla gururlanırken ve kendimi bu çağa dair becerilerde yeterli hissederken bir anda ekran karşısında anlatacağı derse uygun araç gereci üretemeyen, sürekli kaynak arayan biri olarak buldum. Bu eksikliği fark edişimi bir kazanç sanıyorum öte yandan. Çünkü hâlâ fark etmeyenlerimiz çok fazla. 

    Üstad konuyu çok dağıttın. Uzaktan uzaktan eğitim diyordun en son. Oradan devam et. Ha evet ne diyordum? Kendi verdiğim uzaktan eğitime, milli eğitimimizin verdiği ismi uygun görmemiş ve uzaktan uzaktan eğitim demeyi tercih etmişimdir. Nedeni ise aramızda 10 kilometre mesafe olan çocuklarıma kendimi manen bu mesafeden çok daha uzak hissetmemdir. Ayrıca şu süreçte gördüm ki sınıfta parlayan yıldızların yani argoda inek öğrencilerimin dahi ekranda bana odaklanamadıklarını gördüm. Çok eksiklikler yaratan bir dönemden geçmekteyiz.

    E bu kadar eleştirdin, yakındın. Çözüm önerin var mı? Var elbette. Lâkin bu kadar konuşma yeter. Fiziksel mesafe kadar önemli bir mesafe daha vardır ki o da "ekransal mesafe". Ne demek istedin anlamadım Merve hocam? Yahu nesini anlamadın, şimdi bu yazıyı okuyan sen kim bilir bugün şu elindeki telefonda veya bilgisayarda hangi sitelere, hangi uygulamalara ne kadar zaman ayırdın ve kendini yordun. Bir de ben yazıyı uzatarak seni yormayayım. Devamını başka bir güne bırakayım ki sen de dinlendir parmaklarını ve gözlerini. Ha bu arada umuyorum yazıyı okurken cidden kahve içmişsindir. En azından çay?...

2 yorum

  1. Çok güzel:)
    Samimiyetiniz kaleminize güç vermiş Merve Hanım:)
    En beğendiğim bu seri..
    Devamını bekliyoruz ����

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Teşekkür ederiz efendim. Olumlu ve olumsuz tüm eleştiriler bize güç veriyor.

      Sil

Görüşleriniz mürekkebimizdir!