Yayınlar

EĞİTİM etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

RAĞBET GÖREN

GÖÇ - (Ayakkabı Tercihi)

Resim
İnsanlar daha zayıf olmak için yürürler kimi zaman. Kilolu oldukları zannına kapıldıklarında, yani kendilerinden başka birileriyle kıyasa tutuştuklarında, aynaya değil de başkalarının gözleriyle kendilerine baktıklarında yürüyüşe çıkarlar. Yürürler ve zayıflarlar. Oysa bizim sözünü ettiğimiz yürüyüş bunun aksine, zayıflamak için değil güç toplamak içindir. Bu ayrıntıyı küçük bir tefekkür olsun için ekledik girişimize.Gelişme bölümü ile devam edecek olursak; uzun soluklu bir kaç soruya uzun ve soluksuz cevaplar verip nefis nefise kalmıştık en son yazımızda. Bugünse ayakkabılar üzerinde duracağız.Ayakkabılar hakkında çok farklı deyişler ve atasözleri duymuşsunuzdur. Mesela bebek mezarı gibi ayakkabıları olan adamlardan bahsedilir. Oysa gerçekten de bazı adamlar sırf bebeklere mezar olan ayakkabılarla dolaşırlar dağlarda. Alın size bir yürüyüş ve bir göç insanlık çemberinin dışına doğru...Yürüyüşüyle eğitir insan kendini. Göçüyle belli eder durduğu yeri. Ve göçüsün en bariz belirtisi ve …

KENDİME KONUŞARAK YAZMAYI DAYATTIM!

Resim
BİRİNCİ KONUŞMA
Zaman, toprağı eskitiyor. Zaman, havayı eskitiyor. Zaman, insanları eskitiyor.
Zamanın ayak izleri, önümüzde ve arkamızda. Her ne olursa olsun, bir şekilde (Hangi şekle girdiğimizin önemi olmamakla birlikte) yürümeye ve zamana çarpmaya devam ediyorsunuz. Bugün uyandınız ve yaratılmış olan ve imkanlarımız dahilinde hayatınıza eklenen her şeyden faydalanmak için yemin ettiniz. Evet! Uyanmak büyük bir sorumluluk gerektirir. Bütün uyuyanlar karşısında uyanmak, en çarpıcı insanilik davranışıdır. Uyandınız ve yemin ettiniz. Yemin ettiniz. Allah'ın bana vadettiği her şeyden sorumlu olacağım. Bunu kabul ediyorum! Dediniz. 
Peki, ne oldu da gözleriniz yorgun, beliniz ve omuzlarınız sızılar içerisinde. 
Hiç bir şey yapmamanın verdiği o en ağır yorgunluk vurdu. Vurdu ve bir vuruşta yere serdi sizleri. Elhamdülillah! Diyordunuz. Amenna! Kelimesiyle kabartıyordunuz göğsünüzü.
İnsan çoğu kez düşlerini parçalayarak bir düş kırığı haline gelir. 
Sizler göğüslerinizi kabartırken, kı…

Talebe-i Muallim Yazılar - 2

Resim
Öğretmenin öğrenciden talebelik talep ettiği bir zaman ve mekân arayışı içerisindeyiz bugün. Akıllı tahtayı kullanabildiğiniz ölçüde bilgili zannedildiğiniz bir kitle, adeta öğretmene çevrilmiş; öğretmenler kitlesinin imhasına neden olacak koca koca silahlar mı? Şimdi o silahları çocuklar olarak algılamaya meyledeceksin, etme! O silahlar -doğrusu sıradan, halk arasında fenomen bir yakınma nedeni de sayılsa- teknolojik imkanlarla ancak kullanımı mümkün olan ve işleri en aza indiren her hangi bir şey olabilirler. Silâh demişken, beyin öldürücü bu 'şeyler' , evet hepsi birer zihin katili.

Peki önerimiz nedir? Bir öğrencinin verilen bir sorumluluğu yerine getirmek adına bastığı tuşlar ve dokunduğu ekranlar, insanı evrimleşmiş bir tembel hayvana mı dönüştürüyor? Yoksa tam tersine işlerin kısa sürede halloluyor olması, kendimize daha ziyade zaman ayırmamıza mı vesile oluyor? Hey hey durun bir dakika! Dünyanın dönüşü dışında dünya üzerindeki her şey hızlanıyorken, işler daha hızlı çöz…

Eğitimin Önemi

Resim
Eğitim faaliyeti Rabbani bir yöntemdir. Allah (cc) Hz. Ademi meleklerle buluşturmadan önce ona Esmâ'yı ( eşyanın isimlerini) öğretmiştir. Bu yöntemle yüce Allah peygamberler vasıtasıyla tarih boyunca insanları eğitmiştir. İnsanın kendi başına iyi olanı kötü olandan ayırt etmesi pek zordur ve bu ortak bir ahlâki yasaların oluşmasına engel teşkil eder, insanın sosyal bir varlık olması hasebiyle kendi yararına olanları bilmesi gerektiği gibi toplumun diğer fertlerine karşı görev ve sorumluluklarını bilmesi eğitim faaliyetiyle hasıl olacağı tartışılmaz bir gerçektir. Onun içindir ki Kadir Mevlam yarattığı insanın buna ne kadar muhtaç olduğunu en iyi O bildiğinden, Hz. Adem'e eşyanın isimlerini öğretmeden, tabiri caizse eğitmeden meleklerin karşısına çıkarmamıştır. İnsanın hemcinsleri ve diğer mahlukatlar karşısında kendini savunup ve kanıtlaması adına eğitimden geçmesi elzemdir.

Eğitimsiz bir toplumun ayakta kalması düşünülemez zira medeniyetler eğitimle kurulur cehaletle yıkılır…

Talebe-i Muallim Yazılar

Resim
10 SENE SONRA NEREDE OLACAĞINI UNUT! 
Öğrencilerimden öğrendiğim ve şimdilerde bir kitapta da halihazırda okuduğum bir konu ile karşınızdayım. Bu yazı silsilesinin ilk konusu şu ki; HAYATLARIMIZ KISALIR MI? Bu soru kader ve kaza konusu kapsamında cevaplayacağımız bir soru olmayacak. Sorunun cevabını merak edenlerimiz,  kader inancı noktasında zayıflık çekenler değil; zamanını verimli kullanma sorunu yaşayan ve şu kısacık hayata hiçbir şey sığdıramadan yaşanmış bir ömre üzülecek olanlarımızdır.
Evet, onlar gerçekten de hayatlarına hiçbir şey sığdıramadan ölecekler. Bunun iki temel sebebi var. Birincisi çok fazla arzu ve isteğe sahip oluş, ikincisi ise zamanı tamamiyle gereksiz ve anlamsız fiillerle doldurmak. Aslına bakarsanız, yalnızca verimli bir ömür geçirerek; yaşlılık dönemimizde geriye dönüp baktığımızda huzur içinde gülümseyebiliriz. Aksi takdir de büyük bir yığının da dile getirdiği gibi göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidecek hayatımız ellerimizin arasından.
Klasik bir soru vard…

Talebe-i Muallim Yazılar Giriş

Resim
Bu seriye ne gâye ile ve neden başlamaya karar verdiğimden bahsedeyim ilkin. Dürüstçe söylemek gerekir ki, 3 senelik bir öğretmenim. Ve yaşımdan değil, toyluğumu doygunluğa ulaştıracak çalışmalara ihtiyaç duyduğumu yeni yeni anlayışımdan ötürü acemi bir muallim addediyorum kendimi.

Hayatta bazı şeyler yaşla ilgilidir veya değildir demeyeceğim. Hayattaki her şey farkındalığın yaşıyla alakalıdır. 5 yaşında farkettiğin yalanın kötü olduğu bilgisi seni ömür boyu dürüst bir insan olarak götürür. Fakat bir başkası bunu 50 yaşında da olsa kavrayamaz. Büyümek fiziksel özelliklerin ötesinde bir mefhumdur. İşte ben de sınıfın içinde ve sınıftakilerin karşısında büyümemin serüvenini yazmak istedim. Ve şimdi, giriş yazımla karşınızdayım.

Bir Eğitim Türü Olarak; Zulüm

Resim
Üst sınıftakilerin alt sınıflara zulmetme hürriyeti olduğuna inanmıyoruz. İnanılan bir çok değeri yitirmiş olduğumuzu söylemek istemiyorum. Herkes adına konuşmak olur bu. Mesela çocuklar adına konuşup böyle bir genelleme yapmak, yalan söylemekle eşdeğerdir.    Hangi meslek grubunun içine dahil olursak olalım, farklı yorumlanış biçimlerine tanıklık ediyoruz bu zulmün. Üstte ve altta olmanın diplomayla dahi ölçülürlüğü kalmadı bugün. Neresinden tutsak elimizde kalmıyor. Öyle ki ele dahi gelmiyor toplumsal sınıflanma kriterleri.     Biliyorum. İç karartıcı bir giriş yaptım yazıma. Gerçi içinde aydınlık bir kalp barındıranlar kimlerdi? Konumuza dönelim. Bugün zulmün kendi gözlerimin önünde gerçekleşen bir halinden bahsedeceğim:    Bir öğretmen olarak çocukların döğüşmeleri (dövüş kelimesi bana hep itici gelmiştir) en az zarar veren hâlidir şiddetin. Mesleğin ilk aylarında çocukların birbirlerine vurmalarını büyük bir ahlak eksikliği sayar ve çok barbarca bulurdum. Hayatımda arkadaşlarımd…